A Milli Futbol Takımı’nda İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella dönemi sona erdi. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), dün yaptığı açıklamada, “A Milli Takım Teknik Direktörümüz Sayın Vincenzo Montella ile devam etmeme kararı alınmıştır” ifadelerini kullandı. Ancak karara ilişkin herhangi bir gerekçe açıklanmadı.
Çok geç kalınmış bir karar
TFF’nin kararını çok geç kalınmış bir adım olarak değerlendiriyorum. Bu, şahsi görüşüm.
Montella’nın en büyük eksikliği, elindeki gücü görememesiydi. Yenilgiler karşısında sürekli bahaneler üretmek, hatalardan ders çıkarmamak ve yanlış tercihlerde ısrar etmek, başarısızlığa giden yolu açtı. Eleştirilere kulak asmadan aynı hataları sürdürmenin bedelini yalnızca teknik direktör değil, takım ve Türk futbolu da ödüyor.
Montella’yı başarı elde edildiğinde nasıl alkışlıyorsak, başarısız olduğunda da eleştirmek en doğal hakkımızdır.
21 Eylül 2023’te göreve başlayan İtalyan teknik adam, A Milli Takım’ın büyük turnuvalarda rekabet edebileceğini gösterdi. Ancak daha üst düzey rekabet gerektiren süreç Montella’ya büyük geldi. Montella yönetiminde A Milli Takım, çıktığı 40 maçta 21 galibiyet, 5 beraberlik ve 14 mağlubiyet aldı.
2026 Dünya Kupası’nda gruptan çıkılamaması ve ardından gelen dört maçlık yenilgi serisi, teknik direktör değişikliğinin en güçlü gerekçeleri arasında gösterilebilir.

Uluslar A Ligi’nde gelen yenilgiler uyarı niteliğindeydi
A Milli Takım, UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup’taki ilk maçında Kocaeli’de Fransa’ya 1-0, ikinci maçında Bursa’da İtalya’ya 4-1 mağlup oldu. Ay-Yıldızlılar, üçüncü ve dördüncü maçlarında ise deplasmanda Belçika’ya 3-0, İtalya’ya 3-1 yenildi.
Dünya Kupası’ndaki son maçlarda ortaya konan mücadele, bir şeylerin yanlış gittiğine ilişkin önemli sinyaller veriyordu. Ancak Montella bu işaretleri doğru okuyamadı. UEFA Uluslar A Ligi’nde güçlü rakiplerle karşılaşmalarda takımın mücadele gücü erken düştü.
Milli takımı kadro, taktik ve psikolojik açıdan ateşleyemedi.
Bir teknik direktörün başarısı yalnızca galibiyet ve mağlubiyetlerle ölçülmez. Turnuva performansı, güçlü rakiplere karşı ortaya konan mücadele ve sahaya yansıtılan taktiksel oyun da değerlendirmede belirleyici unsurlardır.
Türk spor kamuoyunda dile getirilen, “TFF yalnızca teknik direktörü değiştirmekle sorunu çözemez. Kadro planlaması, oyuncu gelişimi ve teknik direktör seçimi konusunda da sorumluluk üstlenmeli” yorumları bu açıdan dikkate değer. Türk futbolunun geleceği ve istikrarlı başarıya ulaşması için bu konuların üzerinde önemle durulması gerekiyor.

Yeni teknik direktörün önceliği özgüveni geri kazandırmak olmalı
A Milli Takım’ın başına kim getirilirse getirilsin, öncelikle kaybedilen özgüvenin yeniden kazanılması gerekiyor.
Yeni teknik direktörün doğru kadro tercihleri yapması, Ay-Yıldızlı forma aşkıyla mücadele eden yetenekli ve genç futbolculara fırsat vermesi, oyuncuları taktiksel açıdan hazırlaması ve takım olma bilincini yerleştirmesi büyük önem taşıyor.
A Milli Takım, güçlü rakipleri karşısında geriye düşse bile son düdüğe kadar mücadele etmeli. Takım, geri dönüş yapabileceğine inanmalı ve hiçbir koşulda pes etmemeli. Bunun için oyuncuların psikolojik açıdan hazırlanması ve büyük turnuvaların baskısının doğru yönetilmesi gerekiyor.
Yeni teknik direktör, “Bizim Çocuklar”ın gücünü görmeli ve bu gücü doğru yönlendirmeli. Takımı taktiksel ve psikolojik açıdan hazırlamalı, millî ve manevi değerlerimizle oyuncuları motive ederek yeniden ayağa kaldırmalı.
Aynı zamanda yalnızca takıma değil, Türk milletine de kadrosu, oyun anlayışı, taktiği ve mücadelesiyle moral ve motivasyon vermeli.

Bizim Çocuklar yeniden ayağa kalkabilir
Önümüzdeki günlerde A Milli Takım için yeni bir dönem başlayacak. Ay-Yıldızlılar, başarılarıyla milletimizi sevindirecek, Türk’ün adını ve gücünü dünyaya duyuracak potansiyele sahip.
Yeter ki inanalım, kendimize güvenelim, doğru tercihleri yapalım ve bu potansiyeli doğru yönlendirelim. Başarı, doğru adımların ardından gelecektir.
Yeni bir başlangıçla Ay-Yıldızlılarımızın başarılarıyla gurur duyacağımız, heyecanımıza heyecan katacak günlerin geleceğine dair umudumu her zaman taşıdım, bundan sonra da taşıyacağım.
Çünkü onların göğsünde Ay ve Yıldız var. Onlar Bizim Çocuklar.
Milletçe sevincimizi ortak yaşayacağımız ve paylaşacağımız günlerde buluşmak dileğiyle.
Sağlıcakla kalın.
