Sivrisineklerin yaz aylarında yarattığı tek dert kaşıntı ve uykusuz geceler değil. Bazen, o küçücük kanat çırpışların arkasında çok daha geniş coğrafyaları ilgilendiren yaygın bir sağlık tehdidi saklanıyor: Batı Nil Virüsü.
Geçmişi 1937 yılına, Uganda’nın Batı Nil bölgesine kadar uzanan bu enfeksiyon; doğanın kendi içindeki o hassas dengede, aslında kuşlar ve sivrisinekler arasında dönüp duran bir döngüden ibaret. Ancak sivrisinekler, virüsü taşıyan kuşlardan beslenip gözünü insanlara diktiğinde işin seyri değişiyor. Bulaşın neredeyse tamamı bu ısırıklar üzerinden gerçekleşiyor. Çok nadir de olsa gebelik ve emzirme döneminde anneden bebeğe geçiş, kan ya da organ nakli ve laboratuvar maruziyetleri gibi yollar da Sağlık Bakanlığı’nın kayıtlarında yer alıyor.
İşin ilginç tarafı, virüsü kapmış insanların yaklaşık %70 ila 80’i bunu hiç fark etmiyor bile. Sinsi bir misafir gibi vücuda girip sessizce ayrılabiliyor. Virüsle tanışan her 5 kişiden 1’inde ise tablo biraz daha netleşiyor; yükselen ateşin yanında baş, vücut ve eklem ağrıları, kusma, ishal ya da ciltte döküntüler kendini gösteriyor. Çok büyük bir kesim bu süreci atlatsa da arkasında bıraktığı o ağır yorgunluk ve halsizlik hissi haftalarca, hatta aylarca geçmek bilmiyor. Özellikle diyabet, kanser, hipertansiyon ve böbrek rahatsızlığı olanlar ile ileri yaştaki bireyler için bu enfeksiyon nörolojik riskler taşıyan ciddi bir mücadeleye dönüşebiliyor.
Afrika’da doğup zamanla Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Amerika ve Batı Asya’ya kadar yayılan Batı Nil Virüsü, ülkemizin de 2010 yılından bu yana tanıdığı bir tablo. Üstelik bu virüse karşı henüz geliştirilmiş özel bir aşı ya da doğrudan virüsü yok eden sihirli bir ilaç tedavisi yok. Tıbbın buradaki rolü, hastanın şikayetlerini hafifletmek ve yaşam kalitesini korumaktan ibaret.
Hal böyle olunca, en güçlü silahımız korunmak haline geliyor. Çözüm ise son derece basit ama hayati: Bireysel olarak sivrisinek ısırıklarına karşı önlem almak ve yerel yönetimlerin yaz aylarında yürüttüğü ilaçlama çalışmalarını aksatmamak. Unutmamak gerekir ki, korunmak her zaman tedaviden daha kolaydır.
