Konya’da yaklaşık 45 yıl zanaatkarlık yapan fotoğraf makinesi tamircisi Mehmet Akgün, uzun yılların verdiği yorgunluğun ardından yer ve mekan değiştirme hayalini gerçekleştirdi. Önce Düzce’ye taşınarak burada yaklaşık 10-11 ay fotoğraf makinesi tamirciliğine devam eden Akgün, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle bu kez Alanya’nın Dikilitaş mevkisine yerleşti. Akgün, bundan sonraki süreçte dükkan açmadan evinde kuracağı atölyede tamir işlerini sürdürecek.
Akgün, Düzce’de yaşadıklarını ve Alanya’daki hedeflerini Konya Haber Kurucusu Davut Çolak’a anlattı.
45 yıllık esnaflığın ardından yer değiştirdi
Konya’da uzun yıllar esnaflık yapan Mehmet Akgün, yer değiştirme kararının arkasındaki nedenleri anlattı.
“Şimdi ben kırk beş seneye yakındır Konya’da esnaflık yapıyordum. Uzun senelerin vermiş olduğu yorgunluktan dolayı yer ve mekan değiştirmek, uzun zamandır hayalimde olan bir şeydi. Düzce’yi tercih ettim.”
Düzce’yi tercih etmesindeki nedenleri anlatan Akgün, “Düzce’yi tercih etmemdeki birinci şey, düz, yeşilliği bol, havası ve doğası çok güzel bir yer olmasıydı. Yaklaşık on-on bir ay önce Düzce’de dükkan açtım ve fotoğraf makinesi tamirciliğine devam etmeye başladım.” dedi.
Ancak Düzce’de beklemediği bir sağlık sorunuyla karşılaştığını belirten Akgün, “Fakat orada tek hesap edemediğim şey, ayaklarımdaki romatizmaların aşırı derecede artması oldu. Bundan dolayı çok büyük rahatsızlıklar yaşadım.” ifadelerini kullandı.
Sağlık sorunlarının taşınma kararında belirleyici olduğunu belirten Akgün, “O yüzden sağlık sorununu ön plana alarak şu anda Alanya’nın Dikilitaş diye bir mevkisinde yer tuttum. İnşallah burada daha iyi olacak. Şöyle üç-dört gündür buradayım.” diye konuştu.
“Ayaklarımdaki ağrıların biraz daha azaldığını hissediyorum”
Alanya’ya taşındıktan sonra kendisini daha iyi hissetmeye başladığını ifade eden Akgün, burada çalışma düzenini de değiştireceğini söyledi.
“Ayaklarımdaki ağrıların biraz daha azaldığını hissediyorum ve mutlu oluyorum. Burada da dükkan açmayıp sadece evde, gelen fotoğraf makinelerinin tamirini yapmayı düşünüyorum.”
Yeni evinde tamir atölyesini kurmaya başladığını belirten Akgün, “Şu anda iki-üç gündür tezgahımı kurmakla, tamir atölyemi taşımakla uğraşıyorum. Hafta içinde de kaldığım yerden tamir işime devam edeceğim.” dedi.
“Konya ile Düzce birçok açıdan benziyor”
Konya ile Düzce arasında benzerlikler bulunduğunu ifade eden Akgün, Düzce’nin doğal güzelliklerinden de söz etti.
“Valla, Konya ile Düzce aslında birçok açıdan benziyor. Yani düz bir yer, yeşili bol. Doğa olarak güzel bir yer. Ama dediğim gibi, orası bataklıktan şehir kurulduğu için bu durum benim romatizmalarıma çok aşırı bir baskı uyguladı ve merdiven çıkamamaya başladım.”
Sağlık sorunlarının Düzce’de daha fazla kalmasının önüne geçtiğini belirten Akgün, “Öyle olunca fazla durmanın da sağlığım açısından iyi olmayacağını düşünerek başka yerleri tercih ettim.” ifadelerini kullandı.
Alanya’da küçük bahçeli bir ev istedi
Alanya’daki beklentisinin büyük olmadığını anlatan Akgün, aradığı evi bulduğunu söyledi.
“Burada beklentilerim çok fazla değil. Yani ben sadece küçük, bahçeli bir ev olsun istedim. Onu elde ettik. Burada bir kiralık yer buldum.”
Alanya’nın sıcak havasına rağmen çoğunlukla evde kaldığını belirten Akgün, “Burada da çok aşırı sıcak olmasına rağmen sürekli evde kalıyorum. Dışarıya çıkmaya çok gözüm yemiyor. O yüzden akşamları serinleyince, birkaç saat sonra da olsa çıkıyorum, biraz hava alıyorum.” dedi.
Akgün, günlük yaşamını ise şöyle anlattı:
“Tekrar eve gidip evi toparlıyorum. Tezgahı kurduktan sonra tamiratımı yapmaya başlayacağım.”
Yeni düzeni için müşterilerinden zaman istedi
Yer değişikliğinin ardından kendisini arayan ve ulaşmaya çalışan çok sayıda kişinin olduğunu ifade eden Akgün, yeni düzenini kurabilmek için bir süre telefon görüşmelerine ara verdiğini söyledi.
“Şöyle, bir yer değişikliğinden sonra sağ olsun sevenimiz, arayanımız çok oldu. Çünkü burada yeni bir mekan kuracağım. Çok koşturmaca bir süreç olacağı için insanlardan özellikle rica ettim: En az 3-4 ay beni aramayın.”
Akgün, bu kararının nedenini de şöyle açıkladı:
“Çünkü birine bakıp diğerine bakmazsam, ‘Bana baktı, öbürüne bakmadı’ gibi şeyler olmasın diye 2-3 ay hemen hemen telefonu ya kapalı tuttum ya da sessizde tuttum.”
Yeni hayatına yerleştikten sonra yeniden insanlarla görüşmeye başladığını belirten Akgün, “Yani yerleştikten ve normal hayata geçtikten sonra yine herkesle görüşmelerimize devam ettik.” dedi.
“Önceliğim sağlığım”
Konya ve Düzce’nin Alanya’ya göre ulaşım açısından yakınlığından da bahseden Akgün, taşınma kararında mesafeden çok sağlığını dikkate aldığını vurguladı.
“Yakınlık veya uzaklık tabii ki önemli ama Konya merkezde olduğu için birçok yere yakın, Düzce’ye de yakın. Dört-beş saat, burası üç-dört saat.”
“Yalnızlığı ben çok yadırgamıyorum”
Yeni yaşamında yalnızlık konusuna da değinen Akgün, insanların çevresinde çok sayıda kişinin bulunmasının her zaman yalnızlığı ortadan kaldırmadığını söyledi.
“Ya öyle değil. Yalnızlık, herhangi bir insanın etrafında çok kişinin olmasıyla ortadan kalkmıyor. Yani insanlar çok da olsa sonuçta bir yerlerde birileriyle tanışıyorsun. Sohbetin oluyor, komşuluk ediyorsun ama sonuçta yine yalnızsın.”
Akgün, günümüzde insanların içsel anlamda yalnızlık yaşadığını belirterek, “Hele hele bu yüzyılda insanların tamamında bir yalnızlık duygusu var. Etrafında ailesi de olsa, arkadaşları da olsa, içsel yaşantısında her zaman yalnızlık var. Burada da aynı şekilde.” dedi.
Yalnız kalmaktan rahatsız olmadığını belirten Akgün, “Yalnızlığı ben çok yadırgamıyorum, alışkınım. Yalnız kaldığımda kendi zamanımı değerlendirebiliyorum.” ifadelerini kullandı.
Boş zamanlarını değerlendirme biçimini de anlatan Akgün, “Kitap okuyarak, değişik etkinlikler yaparak, daha önce yapamadığım ve şu anda keyif alabileceğim işlere yöneliyorum.” dedi.

“Konya’da miadımı doldurdum, mutlu bir şekilde ayrıldım”
Yaklaşık 45 yıl hizmet verdiği Konya’ya da mesaj gönderen Akgün, kentteki çalışma hayatını tamamladığını söyledi.
“Valla, Konya’ya söyleyecek bir şey yok. Konya’da işte ben miadımı doldurdum, 45 sene hizmetimi verdim, mutlu bir şekilde ayrıldım.”
Bundan sonraki dönemde kendisine daha fazla zaman ayırmak istediğini belirten Akgün, “Bundan sonraki süreçte biraz da kendime zaman ayırmak istiyorum. Çünkü Konya’dayken kendime zaman ayıramıyordum.” dedi.
“İşleri yoğun olduğu zaman ben kimseyi kıramam”
Konya’daki yoğun çalışma temposuna ilişkin de konuşan Akgün, müşterilerini yarı yolda bırakmamak için zaman zaman büyük fedakarlıklar yaptığını anlattı.
“Çünkü niye? İşleri yoğun olduğu zaman ben kimseyi kıramam. Herkes, ‘Abi, çekimimiz var, ekmek paramız’ diyordu.”
Akgün, çalışma hayatındaki fedakarlıklarını şu sözlerle dile getirdi:
“Ben Konya’da çok zaman 3 gün uykusuz kalıp milletin işlerini yetiştirdiğimi ve onları en azından yarı yolda bırakmamak için epey çaba sarf ettiğimi biliyorum.”
Ancak insanların çoğunun ihtiyaçları sona erdiğinde iletişimin de azaldığını belirten Akgün, “Ama şu var, işin gerçeği: Herkes işi bitene kadar. İş bittikten sonra her şey bitiyor.” ifadelerini kullandı.
“Kendini birileri için feda et ama…”
İnsan ilişkilerine dair düşüncelerini de paylaşan Akgün, şöyle konuştu:
“Yani diyeceğim bu. Kendini birileri için ya da bir şeyler için feda et ama işi bittikten sonra çoğu insanın, benim buraya geldiğimi bile ancak iş sezonu açıldıktan sonra hatırlayıp aradığını görüyorum.”
Düzce’den ayrılmasının ardından geçen süreyi de anlatan Akgün, “Buradan gideli 8 ay oldu, 9 ay oldu. O zamana kadar işi düşmemiş. Yani bir kapımı açıp da ‘Mehmet abi, ne yapıyorsun?’ diyen yok.” dedi.
Bununla birlikte uzun yıllar boyunca edindiği dostlukların devam ettiğini belirten Akgün, “Var, çok dostlarım var. Çünkü uzun yılların biriktirmiş olduğu dostluklar var. Onlarla sürekli görüştüğümüz şeyler var ama maalesef insanların durumu böyle.” ifadelerini kullandı.
Mehmet Akgün, sözlerini “Teşekkür ederim.” diyerek tamamladı.
Röportaj: Davut Çolak
Yazan: Fatma Helvacı