Konya Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği Selçuklu Salı Sohbetleri programında gazeteci Ali Sait Öge, 40 yıllık meslek hayatını ve mesleki tecrübelerini katılımcılarla paylaştı.
Konevi Derneği salonunda gerçekleştirilen programa Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü ve çok sayıda davetli katıldı. Programın açılışında konuşan Güçlü, yaklaşık 40 yıldır tanıdığı Öge’nin Konya basınında önemli haberlere imza attığını belirterek, gazetecinin meslek hayatında biriktirdiği hatıraların önemli bir tecrübe kaynağı olduğunu söyledi.
1961 yılında Ahırlı’da dünyaya gelen Ali Sait Öge, ilk ve orta öğrenimini Konya’da tamamladığını ve annesinin 1971 yılında vefatının ardından erken yaşta çalışma hayatına atıldığını anlattı. Öge, 1985 yılında Yeni Konya gazetesinde kırım işiyle gazetecilik dünyasına adım attığını ve ilk kez o dönemde matbaa mürekkebi kokusuyla tanıştığını ifade etti.
Bir süre yabancı bandıralı bir gemide çalıştığını ve iki yıl sonra Konya’ya döndüğünü belirten Öge, Merhaba gazetesinde yeniden çalışmaya başladığını söyledi. Kırım, temizlik, santral, şoförlük, aşçılık ve mizah sayfası hazırlama gibi farklı görevlerin ardından polis-adliye muhabirliğine geçtiğini aktardı.
“Muhabirlik bir yaşam biçimidir”
Muhabirlik döneminde haber anonslarını takip etmek için uykusunda dahi telsiz seslerine dikkat kesildiğini anlatan Öge, mesleğin kendisi için bir yaşam biçimine dönüştüğünü söyledi.
Yağmur, kar ve gecenin ilerleyen saatlerine rağmen kaza ve polisiye olayları takip ettiğini belirten Öge, meslek hayatından dikkat çekici bir anısını da paylaştı. Bir gece İstanbul yolu üzerindeki kazaya haber için giderken motosikletinin yakıtının bittiğini anlatan Öge, üzerinde para ve kimlik bulunmadığı için petrol istasyonundan benzin alabilmek adına fotoğraf makinesini rehin bıraktığını söyledi.

Deprem ve savaş bölgelerinde görev yaptı
Yaklaşık 30 yıl Merhaba gazetesinde muhabirlik, 4 yıl da Konya TV’de haber müdürlüğü yaptığını belirten Öge, meslek hayatı boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde ve yurt dışında görev yaptığını ifade etti.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından bölgeye ilk giden gazeteciler arasında olduğunu ve aylarca bölgede görev yaptığını anlatan Öge, Suriye’de savaş bölgesinin yanı sıra Almanya, Bosna Hersek ve Kenya’da da haber çalışmaları yaptığını söyledi.
“Gazetecilik hafife alınacak bir meslek değil”
Geçmişte gazetecilerin filmli makinelerle fotoğraf çektiğini ve haberlerini daktiloyla yazdığını hatırlatan Öge, teknolojik imkânların değişmesine rağmen gazeteciliğin temel sorumluluğunun değişmediğini vurguladı.
Öge, “Gazetecilik hafife alınacak bir meslek değil. Toplumun doğru ve hızlı haber alma özgürlüğünü sağlayan kişi gazetecidir” diyerek mesleğin emek ve fedakârlık gerektirdiğini ifade etti.
1999 yılında “Önce İnsan Olmak, Sonrası mı? Gazetecilik” adlı kitabını yayımladığını belirten Öge, meslek hayatından seçtiği haber ve hatıralara kitabında yer verdiğini söyledi. Öge, kendi dönemlerinde gazetecilerin haber atlatmak için yarışırken meslektaşlık ve dostluklarını da koruduklarını dile getirdi.
Programda Öge’nin kızı Latife Akın da söz alarak çocukluğundan itibaren babası gibi gazeteci olmak istediğini anlattı. Akın, babasının yoğun mesai nedeniyle çocukluklarının büyük bölümünün onun iş hayatının gölgesinde geçtiğini ancak elde ettiği başarılarla gurur duyduklarını ifade etti.
Programın sonunda Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Ali Sait Öge’ye teşekkür ederek kitap ve afiş takdim etti. Öge ise programın ardından katılımcılar için kitabını imzaladı.
