Medikal onkoloji uzmanları, son yıllarda metastatik evredeki kanser hastalarında uygulanan standart kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerinin yüzde 20-30 bandında kalan başarı oranlarının, tıp dünyasını yeni arayışlara yönelttiğini belirtiyor. Bu süreçte “tek tip tedavi” anlayışının yerini, hastaya özel planlanan moleküler tedavilerin aldığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre, modern tıpta artık kanserin sadece türüne değil, genetik yapısına odaklanılıyor. Her bireyin genetik yapısının farklı olması nedeniyle, kanser hücrelerinin de kişiye özgü özellikler taşıdığına dikkat çekiliyor. Bu kapsamda tümörün genetik haritası çıkarılarak, büyüme ve yayılmaya neden olan mutasyonlar tespit edilebiliyor ve tedavi buna göre şekillendiriliyor.
Kişiselleştirilmiş onkoloji yaklaşımında, hastalardan alınan küçük doku örnekleri gelişmiş teknolojilerle analiz edilerek binlerce genetik bölge kısa sürede taranabiliyor. Elde edilen veriler sayesinde hastaya en uygun ilaç seçilirken, gereksiz kemoterapiden kaçınılabiliyor ve tedavi sürecinde oluşabilecek direnç mekanizmaları önceden öngörülebiliyor.
Uzmanlar, hedef odaklı tedaviler kapsamında geliştirilen akıllı ilaçların yalnızca kanserli hücreleri hedef aldığını, bu sayede sağlıklı hücrelere verilen zararın en aza indirildiğini belirtiyor. Ayrıca immünoterapi yöntemlerinin de hastanın genetik yapısına göre bağışıklık sistemini harekete geçirerek kanserle mücadelede önemli rol oynadığı ifade ediliyor.
Günümüzde “likit biyopsi” gibi yöntemlerle yalnızca kan örneği üzerinden dahi genetik değişimlerin tespit edilebildiğine dikkat çekilirken, kişiye özel tedavi yaklaşımlarının sadece ileri evre hastalar için değil, erken teşhis aşamasından itibaren büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. Uzmanlar, kanserle mücadelede en etkili yöntemin hastaya özel planlanan tedavi olduğunu belirtiyor.
