Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Gezlevi Mahallesi’nde yaşayan 63 yaşındaki İlyas Vurgun, çocuk yaşlarda babasının yanında öğrendiği tahta kaşık yapımını bugün hâlâ ilk günkü özenle sürdürüyor. Yarım asrı aşkın süredir el emeğiyle üretim yapan Vurgun, ata mirası mesleğine sahip çıkıyor.
Hadim’in dağlık coğrafyasında yaşayan Vurgun, kaşık yapımında kullanılacak ağaçları bizzat kendisi seçiyor. Ak şimşir, taş şimşir ve boz armut (ahlat) ağaçlarını tercih ettiğini belirten Vurgun, “Dağdan kaşık olmaya uygun ağaçları kendim bulup getiriyorum. Başka ağaçlardan da yapanlar var ama ben bu ağaçlardan şaşmam” dedi.
Genellikle çorba kaşığı, yemek kaşığı ve kepçe ürettiğini ifade eden Vurgun, mesleğin kendisi için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu söyledi. “Kendimi bildim bileli kaşık yaparım. Bu benim baba mesleğim” diyen Vurgun, son yıllarda el emeği ve doğal ürünlere olan ilginin yeniden artmasından memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Tahta kaşığın sağlıklı ve dayanıklı olduğuna dikkat çeken Vurgun, “Tahta kaşığa talep çok. Özellikle kadınlar tercih ediyor. Ateşe atılmadığı sürece yıllarca kullanılabilir. Demir kaşık hemen kararır ama tahta kaşık hem doğal hem de uzun ömürlüdür” ifadelerini kullandı.
El işçiliğiyle yapılan kaşıkların zahmetli bir süreçten geçtiğini belirten Vurgun, ağacın kesilmesinden şekil verilmesine kadar her aşamanın sabır ve emek istediğini vurguladı. Teknolojinin gelişmesiyle fabrikasyon ürünlerin yaygınlaştığını ancak doğal ürünlere yönelimin artmasının kendisini mutlu ettiğini söyledi.
Gençlerin geleneksel zanaatlara yeterince ilgi göstermemesinden yakınan Vurgun, ata mesleklerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Mesleği öğrenmek isteyenlere kapısının her zaman açık olduğunu belirten Vurgun, “Bu işler sabır ister, emek ister. Öğrenmek isteyen olursa bildiklerimi seve seve öğretirim” diye konuştu.
