Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora eğitimine devam eden Azerbaycanlı Kazımoğlu, 7 Ekim 2023 sonrası süreçte Türkiye kamuoyunda Azerbaycan’ı hedef alan bir karalama dili oluşturulmaya çalışıldığını öne sürdü. Kazımoğlu, “Gazze’de yaşananların sorumlusu İsrail’miş gibi değil de Azerbaycan’mış gibi bir tablo çizilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullanarak, kullanılan üslubun medya ve sosyal medya üzerinden sistematik biçimde yaygınlaştırıldığını iddia etti.
“Azerbaycan, Filistin’in Yanında Olduğunu Defalarca Açıkladı”
Kazımoğlu, 7 Ekim 2023’ten bu yana Azerbaycan devletinin resmî kanallar üzerinden Filistin halkının yanında olduğunu birçok kez açıkladığını belirterek, bu açıklamaların Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve devlet kurumları tarafından yapıldığını söyledi. Azerbaycan’ın Birleşmiş Milletler’deki oylamalarda Filistin lehine oy kullandığını ifade eden Kazımoğlu, Filistin Devleti ile diplomatik ilişkilerin 1992 yılında kurulduğunu, bugün Filistin’in Bakü’de büyükelçiliğinin bulunduğunu dile getirdi.
Konuşmasında Azerbaycan’ın resmî tutumuna dair örnekler paylaşan Kazımoğlu; insani yardımlar, eğitim bursları ve sivil destek başlıklarının kamuoyunda yeterince görünür olmadığını savunarak, buna karşın Azerbaycan’ı hedef alan içeriklerin dolaşıma sokulduğunu ileri sürdü.
“Nefret Söylemi Sıradanlaşıyor” Vurgusu
Türkiye’de sosyal medya mecralarında Azerbaycan’a yönelik hakaret ve nefret söylemlerinin arttığını söyleyen Kazımoğlu, bu tablonun “yalnızca bireysel tepkilerle açıklanamayacak kadar organize” bir görüntü verdiğini iddia etti. Rahatsızlığın Azerbaycanlı gazeteciler ve bazı yetkililerce de dile getirildiğini belirten Kazımoğlu, tartışma dilinin iki ülke arasındaki kardeşliği zedelemeye dönük bir hatta taşınmaması gerektiğini kaydetti.
SOCAR Üzerinden “Ayrıştırıcı Dil” Uyarısı
Kazımoğlu, Türkiye’deki en büyük yatırımlardan biri olan SOCAR’a yönelik tepkiler ve sonrasında yapılan bazı açıklamalarda kullanılan “Türkiye halkı”, “Azerbaycan halkı” gibi ayrıştırıcı ifadelerin masum olmadığını savunarak, bu dilin toplumsal birlik fikrini hedef aldığını öne sürdü.
SOCAR Türkiye’nin tedarik zincirine ilişkin yaklaşımına da değinen Kazımoğlu, şirketin serbest piyasa koşullarında yapılan satışlara doğrudan müdahale imkânı bulunmadığı yönündeki açıklamalarını hatırlattı. Konuyu bir benzetmeyle anlatan Kazımoğlu, “Hal mantığı gibi düşünün; üretici, ürünün kim tarafından hangi amaçla alınacağını her aşamada kontrol edemez” değerlendirmesinde bulundu.
“Fotoğraf ve İddialar Üzerinden Algı Üretiliyor” Değerlendirmesi
Kazımoğlu, bazı paylaşımlarda yer alan ve Azerbaycanlı delegelerin İsrail Başbakanı’nı alkışladığı iddia edilen görüntüler üzerinden yürütülen tartışmaların “algı üretimine” dönüştürüldüğünü savundu. Ayrıca, Eurovizyon oylamalarına ilişkin bazı ülkelerin de rahatsızlık dile getirdiğini öne sürerek, “Tüm bu gerçekler ortadayken Azerbaycan’ın Filistin meselesinde İsrail’i desteklediğini iddia etmek iftiradır” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında tarihsel arka plana da temas eden Kazımoğlu, Karabağ sürecine ilişkin değerlendirmeler yaparak, iki ülke arasındaki dayanışmanın Azerbaycan’da farklı sembollerle görünür olduğunu belirtti.
Toplantı Plaket Takdimiyle Sona Erdi
Sunumun soru-cevap bölümünün ardından HİSDER Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu ile Muammer Yavuz ve Salim Gürbüz tarafından Senan Kazımoğlu’na dernek plaketi takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Öte yandan toplantı sonunda gerçekleştirilen olağanüstü kongrede; Yönetim Kurulu Asıl Üyeliklerine Önder Kutlu, Mustafa Dündar, Muzaffer Tulukçu, Ahmet Uğur, Halil Kayhan, Mustafa Yılmaz, Mehmet Koç; Denetim Kurulu Üyeliklerine ise Abdurrahman Özdil, Halil Öztoprak ve Tevfik Gazel’in seçildiği bildirildi.
