Medicana Konya Hastanesi Psikoloji Uzmanı Klinik Psikolog Kübra Adam, çocukluk döneminin bireyin yetişkinlik yaşamındaki duygu, düşünce ve davranışları üzerinde belirleyici bir role sahip olduğunu belirtti.
İnsanların çoğu zaman yaşadığı duyguların ve verdiği tepkilerin yalnızca mevcut koşullardan kaynaklandığını düşündüğünü ifade eden Adam, çocukluk yıllarının kişilik gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Çocukluk döneminin sadece geçmişte kalan bir yaşam evresi olmadığını vurgulayan Adam, yetişkinlikte ortaya çıkan birçok davranış kalıbının temelinin bu yıllarda atıldığını kaydetti.
Çocukların dünyayı algılama biçiminin, kendileriyle ilgili geliştirdikleri düşüncelerin ve kurdukları ilişkilerin büyük ölçüde yaşamın ilk yıllarında şekillendiğini belirten Adam, çocuklukta alınan mesajların, görülen ilginin ve hissedilen güven duygusunun bireyin benlik algısını oluşturduğunu ifade etti.
Sevgi ve ilgiyle büyüyen çocuklarla sürekli eleştirilen ya da ihmal edilen çocukların kendilerine bakış açılarının farklılaştığını dile getiren Adam, çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimlerin yalnızca geçmişte kalan anılar olmadığını, bireyin kendisine ve çevresine yönelik bakışını etkileyerek bugünkü yaşamını şekillendirdiğini söyledi.
Çocukluk döneminde yaşanan olayların yanı sıra bu olayların nasıl anlamlandırıldığının da önemli olduğuna dikkat çeken Adam, aynı aile ortamında büyüyen kardeşlerin bile aynı olaylardan farklı şekilde etkilenebildiğini belirtti. Çocukların yaşananları kendi gelişim düzeylerine göre yorumladığını ifade eden Adam, zamanla bu yorumların bireyin temel inançlarına dönüştüğünü kaydetti.
Klinik Psikolog Kübra Adam, çocuklukta sıkça eleştirilen kişilerin yetişkinlik döneminde kendilerini yeterli hissetmekte zorlanabileceğini, sürekli kıyaslanan bireylerin ise ilerleyen yaşlarda da kendilerini başkalarıyla karşılaştırma eğilimi gösterebileceğini söyledi. Çocuklukta edinilen deneyimlerin “değersizim”, “yetersizim” ya da “insanlara güvenilmez” gibi temel inançların oluşmasına neden olabileceğini belirten Adam, bu düşüncelerin bireyin olayları yorumlama biçimini ve davranışlarını etkilediğini ifade etti.
Geçmişin yok sayılmasının, onun etkilerinden kurtulmak anlamına gelmediğini vurgulayan Adam, psikolojik açıdan geçmişi anlamanın ve yaşananların farkına varmanın önemli olduğunu dile getirdi. İnsan zihninin değişime açık olduğunu belirten Adam, kişinin kendisini tanıdıkça, duygularının kökenini keşfettikçe ve geçmiş yaşantılarını farklı bir bakış açısıyla değerlendirebildikçe yaşamında önemli değişimlerin meydana gelebileceğini söyledi.
Farkındalığın değişimin ilk adımı olduğuna işaret eden Adam, “Çocukluk, bugünkü kişiliğimizin yazıldığı ilk taslaktır. Ancak bu taslak zamanla geliştirilebilir ve değiştirilebilir. Bunun yolu geçmişi suçlamak değil, anlamaktan geçer” ifadelerini kullandı.
