Sabahın erken saatinde bir yerlere yetişmeye çalışırken ya da gün boyu ekran karşısında koştururken pek fark etmiyoruz.
Oysa rakamlar yüzümüze soğuk bir gerçeği çarpıyor: Kaybettiğimiz her 10 insandan 4’ünün sebebi kalp ve damar hastalıkları. Üstelik bu durum sanıldığı gibi sadece ‘yaşlılık’ meselesi de değil. Yanlış beslenme, hareketsizlik, tütün kullanımı ve yönetemediğimiz o yoğun stres, henüz genç yaşlarda damarlarımızda sessizce birikmeye başlıyor.
İşin umut verici tarafı ise kalbimizin kaderinin büyük oranda kendi günlük tercihlerimizde saklı olması. Mucizelere ihtiyacımız yok; mutfakta katıyağ yerine zeytinyağına yer açmak, akşamları 30 dakikalık bir yürüyüşü hayatın ritmi haline getirmek ve biraz da uykumuza sahip çıkmak yeterli.
Kalp sağlığını korumak, hastalık kapıyı çaldıktan sonra çare aramak değil; riskleri henüz kapıdayken geri çevirmektir.
Bugün atacağınız basit bir adım, yarın kalbinize yıllar kazandırabilir.
Sahi, siz bugün kalbiniz için ne yaptınız? Yoksa onu yine ertelediniz mi?
