Ay-Yıldızlılar, tarihinde ilk kez yer aldığı UEFA Uluslar A Ligi’nde 1. Grup’taki dördüncü maçında İtalya karşısındaki mücadelesiyle daha iyisini yapabileceğini gösterdi. Teknik Direktör Montella’nın iyi oynayan takıma müdahalesi sonrası yine mağlubiyete götüren dokunuşlar yaptığı söylenebilir.
Türkiye A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella’nın ülkesi İtalya’nın Bologna şehrindeki Renato Dall’Ara Stadı’nda oynanan maçta Ay-Yıldızlı ekibimizin golünü 61. dakikada Aral Şimşir attı. İtalya’nın gollerini 26. dakikada Gianluca Scamacca, 64. dakikada Riccardo Calafiori ve 87. dakikada Pio Esposito kaydetti. A Milli Takımımız, 3-1 mağlup ayrıldı.
Türkiye oyunun içinde kaldı
İtalya karşısında sakatlık ve kart cezalısı oyuncular dolayısıyla alışılmışın dışında bir kadroyla sahaya çıkan Türkiye, mücadelesiyle daha iyisini yapabileceğini gösterdi. İyi mücadele ediyoruz lakin puan alamıyoruz. Bugüne kadar umduğumuzu bulamadık, forma aşkını sahaya yansıtacak oyunculara fırsat verilmeli. A Milli Takımımız reaksiyon göstermek zorunda.
İtalya maçının Türkiye açısından en olumlu tarafı, yeni forma şansı bulan milli sporcuların mücadelesi oldu. Ay-Yıldızlılar, özellikle mücadelenin ilk bölümlerinde baskı yaptı, bire bir markajla İtalyanların kolay atak yapmalarına fırsat vermedi ve onları sahasına gönderdi.
Maç genelinde topa sahip olma oranları da bunu gösteriyor. Türkiye’nin topa sahip olma oranı yüzde 55,6. Burada şu bir gerçek var: Arda’nın yokluğunu hissettik İtalya karşısında. İtalya, girdiği az pozisyonları doğru değerlendirdi, Türkiye ise daha iyi oynadı ancak fırsatları gole çeviremedi.
Gol sonrası gelen kırılma
Bizim Çocukların en büyük problemi, gol yedikten sonra toparlanamamak ve moralleri düşünce mücadeleye asılmamak. Dün İtalya karşısında mücadele ettik ancak golü bulduktan sonra oyunu tutamadık. 61’de Aral Şimşir’in golüyle 1-1’i yakaladık. O anda maç tamamen Türkiye’nin lehine dönebilecek durumdaydı. Fakat gol sevincimiz 3 dakika sürdü ve Calafiori’nin golüyle 2-1 mağlup duruma düştük. Maçın kırılma noktası burasıydı. Yine konsantrasyon problemi yaşayan savunmamız, İtalya baskısına karşılık veremedi.
Sarı kart cezası dolayısıyla İtalya karşısında oynayamayan Arda’nın yokluğu bu maçta çok hissedildi. Arda’nın savunma arkasına pasları, adam eksiltmesi, oyunun seyrini değiştirmesi ve akıllı hamlelerine ihtiyacımız vardı. İrfan Can, Yunus ve Aral’ın mücadelesini alkışlıyorum ancak Arda’nın yokluğunu hissetti Bizim Çocuklar.
Bu maç açısından oluşan genel kanaat, Türkiye’nin Aral Şimşir gibi bir oyuncuyu kazanması. Aral Şimşir ilk resmi milli maçında gol attı. Montella’nın Aral gibi genç oyunculara daha çok forma şansı vermesi gerekir. Bu, oyuncuların tecrübelenmesi ve kendilerini ortaya koyabilmeleri adına önemli.
Montella’nın tercihleri tartışılıyor
Ay-Yıldızlıların topa sahip olma oranında üstün olması yetmiyor. Neticeye ulaşmanız gerekiyor. Mücadelenizi bu yönde yapmalı ve oyunu kazanmalısınız, en azından berabere kalmalısınız. Montella’nın tercihleri ve taktiği İtalya’nın savunmasını bozmaya ve ataklarını kesmeye yetmedi.
Neticede daha az topa sahip olan İtalya, istatistiklere göre çektiği 15 şuttan 6’sında isabet sağladı ve kalemizde tehlike oluşturdu. Buna önlem almalısınız.
Montella’nın maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, maça 1-0 yenik başladığımızı gösterir ifadeleri, mücadele inancını aşılayamamış Bizim Çocuklara denilebilir. Zira Montella’nın “Biz bu seviyelerde alışık olmadığımız” ve “Gençlerimiz rakibe karşı eşit bir mücadele verdi. Rakibimiz ikinci yarıda 3 değişiklik yaptı. Bu 3 değişikliğin piyasa değeri 400 milyon avro civarı. O yüzden biz taktiksel olarak çok olumlu maç oynadığımızı düşünüyorum” açıklamaları insanın içini acıtır cinsten ifadeler.
Çünkü Bizim Çocuklar, oyun kalitesiyle ve inancıyla rakiplerini yenebilecek güçte. Yeter ki iyi kadroyla sahada takım olalım, iyi mücadele edelim, taktiksel olarak iyi hazırlanalım ve bunu sahaya yansıtalım. Hazırlıklarımızı rakibe göre yapıp mücadele edelim. Her takımı yenebileceğimize inancımız var. Montella hâlâ hatalarından ders çıkarmıyor, kadro tercihlerindeki ısrarına ilişkin eleştirilere kulak vermiyor.
Bundan sonra yol haritası belirlenmeli, oynadığımız maçlarda yaptığımız hatalardan ders çıkarmalı ve morallerimizi bozmadan önümüzdeki maçlara bakmalıyız.
Türk milleti olarak galibiyete, morale, birlik ve beraberlik içinde sevinmeye ihtiyacımız var. Bunu da ‘Bizim Çocuklar’ın başaracağına inanıyorum.
